BAM tarafından verilen kabul veya kısmen kabul kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurularında Temyiz Parasal Sınır 2026 kaldırıldı.
Giriş
Bilindiği üzere ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu kural olarak açıktır.
6100 sayılı HMK md. 341/2 hükmü uyarınca değeri para ile ölçülebilen davalara ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf parasal sınırı 2026 yılı için 50.000 TL’dir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa ilişkin inceleme sonucu verilen ve değeri para ile ölçülebilen kararlara karşı ise temyiz parasal sınırı 2026 yılı için 685.000 TL’idi.

AYM’den Önemli Temyiz Parasal Sınır İptal Kararı
Anayasa Mahkemesine yapılan iptal başvurusunda; HMK md.362/1-a maddesi ile, uyuşmazlığın miktarı veya değeri esas alınmak suretiyle temyiz yoluna başvurulup başvurulamayacağının belirlendiği ancak istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâlinde istinaf merciinin kararının derece mahkemesi kararından farklı bir karar olması itibarıyla ilk kez verilmiş bir karar olduğu ve kural gereğince de kesin olduğu, bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında hükmün denetlenmesi imkânını ortadan kaldırdığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi, daha evvel BİM kararlarına karşı temyiz yoluna başvuru parasal sınırına ilişkin İYUK md. 45/6 hükmünün iptaline dair verdiği karara yaptığı atıfla, somut norm denetimi yoluyla HMK md. 362/1-a hükmüne yönelik önüne gelen başvuruyu değerlendirerek;
“…9. Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli ve E.2024/189, K.2025/83 sayılı kararında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının bölge idare mahkemelerinin anılan Kanun’un 46. maddesine göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu hükme bağlayan birinci cümlesi “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden incelenmiş ve söz konusu cümlenin Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, §§ 10-31).
10. Anılan kararda bölge idare mahkemelerinin görevi kapsamında vereceği kararların kapsamının ilgili kanunlarla düzenlendiği, dolayısıyla cümle kapsamında hangi kararların yer aldığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlediği belirtilerek hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getiren cümlenin belirli ve öngörülebilir olduğu, bu yönüyle kanunilik şartını sağladığı belirtilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, §§ 14-20).
11. Söz konusu kararda, istisnai hâller dışında bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olması öngörülmek suretiyle davaların makul süre içinde ve daha az masrafla sonuçlandırılmasının amaçlandığı belirtilerek cümlenin anayasal açıdan meşru amaç taşıdığı değerlendirilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, § 23).
12. Kararda, bölge idare mahkemelerinin bazı kararlarının temyiz yolu kapatılarak verildiği anda kesin olmasının makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için alınan tedbirler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla sınırlamanın meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu belirtilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, § 25).
13. Kararda gereklilik alt ilkesi yönünden yapılan incelemede ise Danıştayın iş yükünün hafifletilmesi ve belirli bir önem derecesine sahip olmayan davaların makul sürede görülmesini sağlayacak tedbirlerin alınmasının anayasal sınırlar içinde kalmak şartıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu, davaların makul süre içinde ve daha az masrafla sonuçlandırılması amacıyla belirli bir önem derecesini aşmayan uyuşmazlıklara ilişkin olarak bölge idare mahkemesince verilen kararların kesin olmasının öngörülmesinin ilke olarak hükmün denetlenmesini talep hakkına aykırılık teşkil etmeyeceği ancak temyiz yolu kapalı olan konularda bölge idare mahkemesince istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve işin esası hakkında yeni bir karar verilmesi hâlinde bölge idare mahkemesinin ilk elden verdiği bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamamasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık oluşturabileceği ifade edilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, §§ 27, 28).
14. Kararda ayrıca miktar veya değeri itibarıyla temyiz sınırına ulaşamayan davaların tamamı bakımından bölge idare mahkemesince verilen esasa ilişkin bir kararın gerek hukuk aleminde gerekse ilgilisi bakımından yaratacağı sonucun tümüyle önemsiz olduğunun söylenemeyeceği, hükmün ise istinaf merciinin bu tür bir kararının yaratacağı sonuçların önemi gözetilerek uyuşmazlığa ilişkin temyiz incelemesinin gerekli olup olmadığı noktasında herhangi bir değerlendirme yapılmasına imkân vermeksizin temyiz yoluna başvurma imkânını ortadan kaldırdığı değerlendirilmiştir (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, § 28).
15. Kararda hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik bu tür bir sınırlamanın iş yükünün azaltılmasına katkı sunacağı söylenebilir ise de Danıştayın bir içtihat mahkemesi olma vasfını geliştirecek nitelikte bir tedbir olmadığı, dolayısıyla gerek söz konusu anayasal amaçlar gerekse temyiz merciinin iş yükünün azaltılması ve içtihat mahkemesi olma özelliğinin güçlendirilmesi bakımından hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olan bir tedbirin öngörülmesi, başka bir deyişle davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken bölge idare mahkemelerinin söz konusu maddede belirtilen uyuşmazlıklar dışında kalan uyuşmazlıklara ilişkin kararlarının tamamının kesin olduğunun öngörülmesinin “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2024/189, K.2025/83, 27/3/2025, §§ 29, 30).
16. 2026 yılı itibarıyla miktar veya değeri 682.000 TL’yi geçmeyen davalar hakkında bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri tarafından verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağını öngören itiraz konusu kuralın “istinaf talebinin kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden incelenmesinde de anılan karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
17. Açıklanan nedenlerle kural, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”
şeklinde gerekçe ile anılan hükmün iptaline karar vermiştir. Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Böylelikle hem idari yargıda hem de adli yargıda, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü ile istinaf mahkemesinin yeniden hüküm kurduğu kararlara karşı temyiz başvuru parasal sınırı kaldırılmış ve idari yargı ile adli yargı arasında hukuki birlik sağlanmış oldu.
İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Anayasa Mahkemesi’nin 26.02.2026 tarihinde verdiği 2026/49 E., 2026/48 sayılı kararı için herhangi bir yürürlük tarihi öngörülmemiştir. Dolayısıyla anılan kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 21.05.2026 tarihi itibariyle geçerli olduğunu ve bu tarihten sonra değeri para ile ölçülebilen davalara ilişkin olarak BAM tarafından verilen kabul/kısmen kabul kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurularında parasal sınırın geçerli olmayacağını dikkatle belirtmek gerekir.
ESKİŞEHİR AVUKAT CANSU ÖNÇLER UYANIK






