
KHK ile Kadroya Geçirilen İşçiler İçin Önemli Karar: AYM “Çakılı Kadro” Düzenlemesini İptal Etti
Bazı kamu kurumlarında 04.12.2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olan sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi için 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’de yapılan ve 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddesi 02.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş, ancak sözleşmeli personelin kadroya geçişine ilişkin getirilen bazı hükümler tartışma yaratmıştır. Özellikle bazı hükümlerin 4857 sayılı İş Kanununda düzenlenen hükümlere aykırı olduğu, böylelikle kadrolu işçiler ile KHK ile sonradan kadroya geçirilen sözleşmeli işçiler arasında eşitsizlik yaratıldığı yargı önüne gelen uyuşmazlıklarda dile getirilse de, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeyen ve yürürlükte olan hükümlerin uygulanması hala devam etmekte, bu da KHK ile kadroya geçirilen işçilerin mağduriyetinin devamı anlamına gelmektedir.
Geçici 23. maddede yer alan bir hükmün iptali talebiyle somut norm denetimi yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesi, hükmün (Anayasa md. 49) çalışma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.
KHK ile Kadroya Geçirilen İşçilerle İlgili İptal Edilen Hüküm;
Tartışmalı hükümlerden biri olan Geçici 23. maddenin 5. fıkrası;
“Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. (Mülga cümle: 1/3/2023-7438/2 md.) Özel güvenlik görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder.”
şeklindedir.
Madde metninin iptale konu olan kısmı, 696 sayılı KHK ile kadroya geçirilen işçilerin yalnızca kadroya geçişlerinden önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde istihdam edilebileceğine yönelik “…çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde…” ifadesidir. Bu ifade, KHK ile kadroya geçirilen işçilerin çakılı kadro sistemine tabi olmasını zorunlu kılmaktadır.
Belirtilen madde hükmü ile KHK ile kadroya geçirilen işçilere, sebebi ne olursa olsun iş yeri nakli imkanı tanınmamaktaydı. Bu durum ise işçilerin haklı nedenle dahi olsa iş yeri değişikliği taleplerinin doğrudan reddine ve o iş yerinde ihtiyaç kalmadığı takdirde işçinin iş akdinin feshi yoluna gidilmesine dayanak oluşturmaktaydı.
Bahsi Geçen Anayasa Mahkemesi İptal Kararı;
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan başvuruda “…itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 49. maddelerine aykırı olduğu…” şeklinde gerekçe ile Geçici 23. Maddenin 5. fıkrasında yer alan anılan ibarenin iptali talep edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 26.11.2025 tarihli, 2025/100 E., 2025/242 sayılı kararı ile;
“…Anayasa’nın 49. maddesinde “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir./ Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” denilmek suretiyle sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür.
9. Danışma Meclisinin anılan maddeye ilişkin kabul ettiği metnin gerekçesinde devletin işçi-işveren ilişkilerinin seyircisi değil dengeleyicisi olması ve çalışma barışını koruyacak tedbirleri alması gerektiği, bu durumun devletin taraf tutması anlamına gelmediği belirtilmiştir. Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun değişiklik gerekçesinde ise devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak amacıyla gerekli tedbirleri alacağının öngörüldüğü ifade edilmiştir. Anayasa’nın söz konusu maddesinde 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un 19. maddesiyle yapılan değişikliğin gerekçesinde de devlete çalışanların yanı sıra işsizleri de koruma görevi verildiği belirtilmiştir.
10. Bu itibarla iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması devletin, çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (AYM, E.2023/158, K.2024/187, 5/11/2024, § 19).
11. İtiraz konusu kuralda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli isçi kadrosuna geçirilen işçilerin anılan maddenin birinci fıkrasında öngörülen şartları taşıdıkları sürece geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri yerinçalıştırıldıkları teşkilat ve birim olduğu hükme bağlanmıştır.
12. Buna göre kuralda söz konusu işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine yönelik taleplerinin işverence kabul edilmesi mümkün değildir.
13. Nitekim Yargıtay uygulamasında da madde kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işlemi yapılmadan önceki işyerinde çalışmaya devam ettirileceğinin kuralla açıkça düzenlendiği, dolayısıyla bu işçilerin başka bir ile veya bölgeye naklinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).
14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu Kanun’un, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise işyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçilerin 3. maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın söz konusu Kanun hükümleriyle bağlı olacakları öngörülmüştür.
15. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde işçi bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi, işveren işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar; “Tanım ve şekil” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ise iş sözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme şeklinde tanımlanmıştır.
16. Bu bağlamda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır.
17. Anılan işverenlerin faaliyet alanları dikkate alındığında söz konusu istihdamın kamusal nitelikte sonuçlar da doğurabileceği anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023, § 338). Bu itibarla kamu yararını gözönünde bulundurmak suretiyle anılan özel hukuk ilişkisi kapsamında taraflara belirli haklar tanımak ya da yükümlülükler getirmek kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
18. Nitekim söz konusu madde kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işleminden önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde istihdam edileceklerini öngören kuralın bu teşkilat ve birimde yürütülen hizmette aksaklık meydana gelmesini engellemeyi hedeflemediği söylenemez.
19. Bununla birlikte kamu işverenleri ile bunlar tarafından çalıştırılan işçiler arasındaki özel hukuk ilişkisine yönelik olarak öngörülecek düzenlemelerin devletin çalışanların korunmasına ve işçi-işveren arasındaki menfaatler dengesinin sağlanmasına ilişkin yükümlülükleriyle çelişmemesi gerekmektedir.
20. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.
21. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde anılan Kanun ile 11/1/2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı öngörülmüştür. 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında ise herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
22. Buna göre işverenin işçinin yer değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi gözetme borcunu gözönünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur.
23. Bu itibarla iş ve kadro durumunun imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı söylenemez.
24. Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür.
25. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).
26. Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.
27. Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.
28. Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
29. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 49. maddesine aykırıdır. İptali gerekir…”
şeklinde gerekçe ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin başvurusunu haklı görmüş ve KHK ile kadroya geçen işçiler için nakil (tayin) hakkını engelleyen hükmün iptaline karar vermiştir.
KHK ile Kadroya Geçirilen İşçi İçin Ne Anlama Geliyor?
Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte;
- KHK ile kadroya geçirilen sürekli işçilerin iş yeri nakil talepleri KHK hükmü gerekçe gösterilerek doğrudan reddedilemeyecek, tayin hakkı çerçevesinde değerlendirme yapılacaktır.
- Kamu idarelerinin, KHK ile kadroya geçirilen işçilerin yer değişikliği taleplerini kadrolu işçilerde olduğu gibi 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde somut hizmet gerekleri ve personel ihtiyacı çerçevesinde değerlendirmesi gerekecektir.
- Tayin talebi reddedilen KHKlı işçilerin, bu talebin reddine ilişkin yargı yoluna başvuru ve yargıda haklı nedenlerini öne sürerek iş yer değişikliğinin kabulü için mücadele hakkı doğacaktır.
Anayasa Mahkemesinin bu kararının uygulamada KHKlı işçilerin özellikle aile birliği, sağlık ve benzeri mazeretlere dayalı nakil taleplerine ilişkin yeni bir hukuki zemin oluşturması beklenmektedir.
Anayasa Mahkemesi Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
İptal kararı, 09.12.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Dolayısıyla bu tarihe kadar KHK ile kadroya geçirilen işçiler için çakılı kadro sistemi uygulanmaya devam edecektir.
Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi’nin KHK’lı işçilerin nakil hakkını engelleyen hükme ilişkin verdiği iptal kararı, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen işçilerin çalışma hayatının iyileştirilmesi ve eşitlik ilkesi anlamında önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, kamu kurumlarında çalışan sürekli işçilerin tayin taleplerinin tamamen reddedilmesi yerine, diğer işçilerde olduğu gibi yasal çerçevede somut duruma göre değerlendirme yapılması gerekecektir. Bu da tayin hakkı kullandırılmayan işçiler için yargı yolu ile nakil olabilme imkanı doğuracaktır.
Belirtmek gerekir ki KHK’nin geçici 23. maddesinde özellikle eşitlik ilkesi bağlamında tartışmaya açık ancak hala yürürlükte olan pek çok düzenleme bulunmaktadır. Örneğin, iptal edilen ibarenin bulunduğu fıkrada yer alan “…geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere…” ibaresi, KHK’lı işçilerin yeterliliği olsa dahi farklı bir işte çalıştırılmalarının önünün kapatmakta, bu da bazı durumlarda feshin son çare olması ilkesi ile çelişebilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin “çakılı kadro” düzenlemesini iptal eden bu kararının, diğer tartışmalı hükümlerin de norm denetimi yoluyla Mahkemenin önüne gelmesine öncülük etmesi ve işçilerin anayasal haklarının korunmasına katkı sağlaması temenni edilmektedir.
İş hukuku alanındaki diğer yazılarımıza da buradan göz atabilirsiniz.
ESKİŞEHİR AVUKAT CANSU ÖNÇLER UYANIK






