HAKSIZ FİİLDE TAZMİNAT İÇİN İHTİYATİ HACİZ İSTENEBİLİR!

Eskişehir tazminat avukatı haksız fiilde tazminat ihtiyati haciz
Eskişehir tazminat avukatı haksız fiilde tazminat ihtiyati haciz

İhtiyati haciz, alacaklının hakkını güvence altına almak için yasada öngörülen bazı hallerde borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasını sağlayan hukuki yoldur. Haksız fiilden kaynaklı tazminat alacaklarını güvence altına almak için ihtiyati haciz istenebilir mi ve şartları nelerdir? Bugünkü yazıda güncel yargı kararları ışığında haksız fiilden doğan tazminat alacaklısının alacağını güvence altına almak için başvurabileceği yöntemlerden biri olan ihtiyati haciz ve şartlarına değinilecektir.

Haksız Fiil Nedir?

Haksız fiil, Türk Borçlar Kanunu md. 49 ve devamı maddelerinde öngörülmüş, sebepsiz zenginleşme ve sözleşme ile birlikte borcun en temel kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Yargı önüne gelen en sık uyuşmazlıklardan trafik kazası, yaralama, mala zarar verilmesi, hakaret, iş kazası gibi eylemlerden kaynaklı taleplerin temeli hukuken haksız fiile dayanmaktadır.
Haksız fiil nedeniyle zarar gören kişi, uğradığı zararın giderilmesi için tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Haksız Fiilin Unsurları;

  1. Hukuka aykırı bir fiil olmalı,
  2. Hukuka aykırı fiilden dolayı bir zarar meydana gelmeli,
  3. Zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı olmalı,
  4. Zarar, haksız fiili işleyenin kusuru ile meydana gelmelidir.

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat

Yukarıda belirtildiği üzere haksız fiil unsurlarının bulunması halinde zarar görenin tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Zarar gören;

1. Maddi Tazminat;

Zarar gören, uğradığı haksız fiil nedeniyle meydana gelen maddi zararının tazminini talep edebilir. Trafik kazası veya kazası gibi fiiller sonucu meydana gelen ölüm ve bedensel zararlardan kaynaklı destekten yoksun kalma, iş göremezlik, tedavi giderleri gibi maddi tazminat kalemleri Türk Borçlar Kanununda özel olarak düzenlenmiştir.

2. Manevi Tazminat

Haksız fiile uğrayan kişinin tazminat talep edebilmesi için muhakkak maddi bir kaybının olması şart değildir. Türk Borçlar Kanunu md. 56 ve 58 hükümlerinde öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde zarar görenin manevi tazminat talep etme hakkı doğmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu;

“MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

“MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”

İhtiyati Haciz Nedir?

Eskişehir tazminat avukatı haksız fiilde tazminat ihtiyati haciz

İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ve alacak hakkının geçici olarak güvence altına almasını sağlayan hukuki bir yoldur.

İhtiyati haciz kararı almak isteyen alacaklı, mahkemeye başvurur yetkili mahkemeyi yaz.

Haksız Fiilden Doğan Tazminat Alacağı İçin İhtiyati Haciz Mümkün mü?

Haksız bir fiilden zarar gören ve muhtemel tazminat alacaklısı olan kişi, bu alacağını güvence altına almak için yasada aranan şartların gerçekleşmesi halinde, tazminat davası sonuçlanmadan önce yetkili mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İhtiyati haciz talepleri kural olarak maddi ve manevi tazminat alacağı için yapılabilir.

İhtiyati Haciz Şartları:

  1. Vadesi Gelmiş Borçlarda;
    • Alacağın rehinle temin edilmemiş olması,
    • İhtiyati haciz konusunun vadesi gelmiş bir para borcu olması gerekmektedir.
  2. Vadesi Gelmemiş Borçlarda;
    • Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin olmaması,
    • Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi veya kaçırması,
    • Borçlunun kaçma hazırlığında bulunması/kaçması ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gerekmektedir.

⚠️ Yukarıda belirtilen ihtiyati haczin genel şartlarına ek olarak yerleşik Yargıtay kararlarına göre haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında alacağın varlığına ve miktarına dair yaklaşık ispat aranmaktadır.

Manevi tazminat alacağı olduğunu iddia eden kişinin ihtiyati haciz talepleri mahkemece daha sıkı denetime tabi tutulmaktadır.

İhtiyati Haciz Taleplerinde Teminat Şartı

İcra ve İflas Kanunu md. 259 hükmü uyarınca ilama dayalı olmayan haksız fiilden doğan tazminata ilişkin ihtiyati haciz taleplerinde mahkemenin talep ettiği teminatı vermek zorundadır. Aksi halde ihtiyati hacze ilişkin talep reddedilir.

İhtiyati haciz taleplerinde teminat aranmasının amacı, alacaklının ihtiyati haciz istemesinde haksız olduğunun ortaya çıkması halinde borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları bütün zararları gidermektir.

Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür.

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminatlarda Muacceliyet Meselesi

Haksız fiilden kaynaklı tazminat alacaklarında ne zaman ihtiyati haczin talep edilip edilemeyeceği konusunda tereddüt yaşanabilmektedir. Ancak artık yerleşik Yargıtay içtihatları, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağının haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale geldiğini kabul etmektedir.

Haksız fiilden kaynaklı tazminat alacaklarında “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamında kullanılmaktadır. Özellikle ölüm ve bedensel zararlardan kaynaklı tazminat taleplerine konu alacağın haksız fiil tarihi itibarıyla muaccel hale geldiği kabul edilmektedir. Önemli olan, talepte bulunanın haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi zararlarının olabileceği konusunda mahkemeyi kuvvetli delillerle ikna edebilmektir.

Uygulamada En Çok Karşılaşılan Durumlar

Eskişehir tazminat avukatı haksız fiilde tazminat ihtiyati haciz

Uygulamada en sık karşılaşılan tazminata konu haksız fiiller;

🚗 Trafik kazası,

👊 Kasten yaralama fiili,

🏢 İş kazası,

📝 Hakaret,

📣İftira,

🧷Kişisel Verilerin Korunması Kanununa muhalefet,

Yargıya konu uyuşmazlıkları temel olarak bu şekilde gruplandırabiliriz ancak belirtmek gerekir ki her olay kendine özgüdür ve ihtiyati haciz talebinde bulunurken hakim talebi somut olayın özelliğine göre değerlendirecektir. Bu aşamada alanında uzman bir avukattan destek alınması haklarınızın etkin şekilde korunması ve hak kaybına uğramamak için elzemdir.

Güncel Yargıtay Uygulaması

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/8964

Karar Numarası: 2022/15530

“…Dairemizin 21.06.2012 tarihli ve 2012/7736 Esas, 2012/11049 Karar sayılı ve 03.12.20212 tarihli ve 2012/11633 Esas, 2012/18356 Karar sayılı kararları; “Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yukarıda belirtilen belgelerde nazara alındığında davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibarıyla davacıların maddi (destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. Tedbirin talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. Zaten davacı vekili de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava açmıştır. İİK. Madde 257 ”Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir” hükmünü içermektedir. Talep, ihtiyati haciz talebini de içermektedir. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru ise de, açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.11.2017 tarihli ve 2016/18144 Esas, 2017/11201 Karar sayılı kararı da yukarıdaki içtihada paralel olarak; “Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesine ekli belgelerden, davacıların desteği sürücünün davalıya trafik sigortalı aracı kullanırken meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğü, bu olayla ilgili Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2462 esasında kayıtlı soruşturma dosyası ile şüpheli … hakkında soruşturma başlatıldığı, savcılık dosyasına sunulan bilirkişi raporundan kaldırımdan taşacak şekilde yola yük asansörü kurduran, yola taşacak şekilde inşaatın önüne tuğla ve inşaat demiri istifleyen inşaat sahibi şüpheli …’ın tali kusurlu olduğu, alkollü ve hızlı araç kullanan muris sürücünün asli kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yukarıda belirtilen belgeler de nazara alındığında davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibarıyla davacıların maddi (destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. İhtiyati haciz talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. Zaten davacı vekili de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır. İİK 257.madde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmünü içermektedir. Açıklanan nedenlerle, İİK-257-264. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/2782 Esas, 2019/11935 Karar sayılı kararı; “İİK’nın 258/1 maddesine göre İhtiyati Haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer yandan İİK 264 maddesi hükmüne göre yargılama sırasında da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Somut olayda, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın şeride tecavüz ve hız kurallarını ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davalıların sebebiyet verdiği anne-babası ve kardeşleri tarafından maddi-manevi tazminatın tahsili istenmiştir. Yukarıda belirtilen belgeler de nazara alındığında, davacı tarafın tazminat istemi haksız fiile dayanmakta olup olay tarihi itibariyle muaccel hale gelmiştir. O halde, olayda İİK 257 vd. maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle talebin kabulü gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 06.06.2013 tarihli ve 2013/8837 Esas, 2013/12082 Karar sayılı kararı; “davacının iş kazası geçirdiği ve sürekli iş göremez hale geldiği maddi ve manevi tazminat istemli davada, somut olayda haksız bir fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açıktır. Sadece failin kim olduğu ve kusur durumu ile sürekli iş göremezlik oranı çekişmelidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazminat yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleşmiş olup, başta sürekli iş göremezlik oranı olmak üzere iş kazasına ilişkin belgeler getirtilerek ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebinin incelenmesi gerekirken, yerel mahkemece davacının isteği ile ilgili niteleme ve hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek ihtiyati tedbir koşullarının tartışılması ve ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk dairesinin 26.09.2012 tarihli ve 2012/13821 Esas, 2012/15625 Karar sayılı kararı; ““Somut olayda, davacı davalı tarafa ait iş yerinde 12.12.2011 tarihinde … plakalı aracın tamiri için çalışmakta olduğu sırada işyerine ait krikonun çökmesi sonucunda aracın altında kalarak yaralandığını iddia etmiş ve fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Dava dilekçesine ek olarak bu yönde açılmış bulunan ceza davasına ait iddianame sureti, ceza mahkemesince alınan tanık beyanına ait duruşma zaptı sureti ve sağlık kurulu raporunu dosyaya ibraz etmiştir. İİK’nun 257/1 maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu nedeniyle ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmış iken 2. bentte vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmıştır. Somut olayda haksız bir fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açıktır. Sadece olayın iş kazası olup olmadığı failin kim olduğu ve kusur durumu çekişmelidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleşmiş olup ihtiyati haciz mahiyetindeki tedbir talebinin incelenmesi gerekirken, yerel mahkemece, davacının isteği ile ilgili niteleme ve hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek ihtiyati tedbir koşullarının tartışılması ve yine ihtiyati haczin İİK’nun 257/2. fıkrasında aranan koşullar bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli ve 2016/19192 Esas, 2017/1178 Karar sayılı kararı; “Dosyadaki belgelerden, … İnşaat A.Ş. alt işvereni … Ltd.Şti. işçisi olarak çalışmaktayken kaza geçirerek vefat eden …’nın mirasçıları tarafından davalı işverenler aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığı,SGK’nun 16.03.2015 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olarak tespit edildiği, mahkemece kusur raporu alındığı anlaşılmaktadır. Somut olayda haksız bir fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açıktır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleşmiş olup mahkemece ihtiyati haciz koşullarının bulunduğunun kabulü yerindedir. Ne var ki davalı … İnşaat A.Ş. şirketinin yapısı, mal kaçırma ihtimali bulunmayışı ve 4.000,00 TL maddi ve 220.000 TL manevi tazminat talebine göre orantılılık ve tedbirde ölçülülük ilkesinin dikkate alınmaması, diğer davalı …. San.İth.İhr.Ltd.Şti. tarafından sunulan 20.06.2016 tarih ve 16-E3-2671 mektup nolu kesin teminat mektubu ile dosyada yeteri kadar teminat gösterildiğinin anlaşılması göz önünde bulundurulduğunda, davalı … İnşaat A.Ş. yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebin reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılardan … İnşaat A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.” şeklindedir.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 20.04.2015 tarihli ve 2015/5842 Esas, 2015/8588 Karar sayılı kararı; “ Somut olayda, görülmekte olan maddi ve manevi tazminat davasında, davacı lehine hüküm kurulması halinde hükmün infazının akim kalmasını önlemek amacıyla ihitiyati haciz talep edilmiş; bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleşmiş olup mahkemece ihtiyati haciz koşullarının bulunduğunun kabulü yerindedir. Ne var ki ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin hangi taşınır veya taşınmazlara ilişkin olduğu açıklatılmadan, ihtiyati haciz talep edenin maddi ve manevi tazminat talebi ile orantısız biçimde borçlulara ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine 500.000,00 TL alacağa tekabül eden miktarda ihtiyati haciz konulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, ihtiyati haciz talep edeni; ihtiyati haciz isteminin hangi taşınmaz veya taşınmazlara ilişkin olduğunu açıklatmak ve “tedbirde ölçülülük” ilkesine uygun düşecek biçimde ihtiyati hacze karar vermekten ibarettir. O halde, muteriz davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır” şeklindedir.
C) DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlığın giderilmesi istemine konu olan davalar, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle açılmıştır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8., 9. ve 40. Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan ve benimsenen kararları da bu yöndedir…”

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2026/170

Karar Numarası: 2026/195

Karar Tarihi: 30.01.2026

“…GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; ölümlü trafik kazası nedeni ile maddi- manevi tazminat talebi ile birlikte davalılar …ve …’ın taşınır-taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 19/12/2025 tarihli ara karar ile;”İhtiyati haciz talebinin yargılama gerektirmesi nedeniyle reddine” karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK’nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığının incelenmesinde;İİK’nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.İİK’nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir.Davacı tarafından iddia olunan zarar, haksız fiilden kaynaklandığından, tazminat, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2782 Esas ve 2019/11935 Karar 12/12/2019 tarihli kararı) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/8964 Esas 2022/15530 Karar sayılı ilamında “…Uyuşmazlığın giderilmesi istemine konu olan davalar, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle açılmıştır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8., 9. ve 40. Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan ve benimsenen kararları da bu yöndedir.” denilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, kesinleşen İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2022/598 Esas 2022/705 Karar sayılı dosya içeriğindeki belgeler ve diğer deliller ile yaklaşık ispat kuralına göre değerlendirme yapılmak suretiyle ihtiyati haciz talebinin karara bağlanması gerekirken, az yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere ve ilkelere uymayan ifadelerle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/8964 E.-2022/15530K. Sayılı kararı) Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir...”


ESKİŞEHİR AVUKAT CANSU ÖNÇLER UYANIK

Web sitemiz’de çerezler kullanıyoruz. Bu, web sitemizi kullandığınız sürece çerez politikamızı kabul ettiğiniz anlamına gelir.