YARGITAY’DAN EMSAL FAZLA ÇALIŞMA İSPATI KARARI!

Eskişehir iş hukuku avukatı fazla çalışma ispatı

FAZLA ÇALIŞMA NASIL İSPAT EDİLİR?

Fazla çalışma ve bundan doğan işçilik alacakları meselesi, en yaygın işçi-işveren uyuşmazlık konulardan biridir. Fazla çalışmanın ispatı, 4857 sayılı İş Kanunu md. 41 hükmünde belli bir şarta tabi tutulmamış, yasal tüm delillerle ispatı mümkün kılınmıştır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla kabul edildiği üzere fazla çalışmanın ispatında, işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren elektronik veya yazılı belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları dikkate alınır.

Teknolojik gelişmelerle birlikte artık çoğu iş yerinde giriş-çıkışlar, parmak izi okuyucu, yüz tanıma sistemi, kart okuyucu gibi elektronik yöntemlerle kayıt altına alınmaktadır. Peki işveren nezdinde tutulan bu kayıtların fazla çalışmanın ispatında delil olarak kullanılabilmesi mümkün müdür?

Eskişehir iş hukuku avukatı fazla çalışma ispatı

FAZLA ÇALIŞMA İSPATI EMSAL YARGITAY KARARI

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 30.06.2025 tarihli, 2025/4533 E., 2025/5540 sayılı kararında;

“…1.Başvuru konusu kararlar arasındaki ilk uyuşmazlık, belirsiz alacak davasına konu edilen fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarına uygulanacak faizin başlangıç tarihine ilişkindir.

Kanun yolu kavramı ve hukukumuzdaki kanun yollarına öz olarak değinmek faydalı olacaktır. Mahkemece tesis edilen nihai kararın hatalı olduğu iddiasıyla bu kararın bir üst mahkemece denetlenmesi, tekrar incelenmesi ve değiştirilmesi amacıyla başvurulan hukuki kurum kanun yolu olarak tanımlanabilir.

Medeni usul hukukumuzda kanun yolları, olağan kanun yolları ve olağanüstü kanun yolları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Mahkemece tesis edilen nihai kararın kesinleşmesine engel olan ve kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak başvurulan kanun yolları, olağan kanun yolları olarak ifade edilebilir. Olağan kanun yolları 6100 sayılı Kanun’un 341 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup hukukumuzda, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu mevcuttur.

Olağanüstü kanun yolları ise kesinleşmiş hükümler yönünden söz konusu olan kanun yollarıdır. Burada misal olarak yargılamanın iadesi yolu zikredilebilir. Belirtmek gerekir ki bölge adliye mahkemesinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemi bir kanun yolu değildir. Bu itibarla, söz konusu hukuki kurumun, başvuru konusu bölge adliye mahkemesi kararlarının kesin olma niteliğine ve bu kararların hukuki sonuçlarına herhangi bir etkisi söz konusu olmayacaktır.

Bu açıklamalara göre, bölge adliye mahkemesi başkanlar kurulu tarafından uyuşmazlığın giderilmesi istemi Yargıtay ilgili hukuk dairesine iletildikten sonra benzer nitelikteki davalar ve bölge adliye mahkemesi kararları için yeniden uyuşmazlığın giderilmesi yoluna başvurulmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmamaktadır.

İnceleme konusu uyuşmazlıkta, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi ile 9. Hukuk Dairelerinin dava konusu fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının faiz başlangıcı konusunda kararları arasında çelişki bulunduğu belirtilerek çelişkinin giderilmesine dair talep Dairemize iletilmiş ise de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca aynı konuya ilişkin talep Dairemize iletilmiş ve Dairemizin 21.03.2022 tarihli ve 2022/3222 Esas, 2022/3813 Karar sayılı kararı ile; ” arabuluculuk faaliyeti sonunda arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla temerrüdün gerçekleştiği, arabulucuya başvuran tarafça açılacak dava sonucunda hüküm altına alınan (kıdem tazminatı dışındaki) alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz uygulanabileceği” yönündeki Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 T, 2020/1584 E., 2021/1855 K. sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 T, 2019/2770 E., 2021/2065 K. sayılı kararları doğrultusunda giderilmesine,” karar verilmiştir. Başvuru konusu uyuşmazlık hakkında Dairemizce daha önce karar verilmiş olduğundan, aynı uyuşmazlık ile ilgili olarak yeniden bir karar verilmesi söz konusu değildir.

Tüm bu hususlar karşısında, mevcut başvuru yönünden uyuşmazlığın yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Daireleri arasındaki ikinci uyuşmazlık, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti talep edilen davalarda, davalı işveren tarafından sunulan işçilerin çalışma sürelerini gösteren elektronik kayıtlara itibar edilip edilemeyeceği noktasındadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Aynı ilkeler hafta tatili alacağı içinde geçerlidir.

Başvuru konusu kararlara ait davalarda talep konusu, davalı ASKİ bünyesinde çalışan işçilerin, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarıdır. Yargılama sırasında davalı işveren, çalışılan günler ile işe giriş ve çıkış saatlerini kayıt altına aldığı ileri sürülen elektronik sisteme ilişkin bir kısım kayıtların dökümlerini dosyalara sunmuştur. Başvuru konusu dava dosyalarına sunulan bu kayıtların, aynı kurum tarafından kullanılan ve personel devam kayıt sistemi (PDKS) olarak adlandırılan aynı elektronik sisteme ait olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, fazla çalışma ve hafta tatili ücretinin ispatında, Mahkemelerce bu kayıtlara değer verilip verilmeyeceği noktasında, farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli ve 2021/2922 Esas, 2023/396 Karar; 23.02.2023 tarihli ve 2021/2923 Esas, 2023/394 Karar sayılı kararlarında; 11.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bu kayıtların zaman damgası ile mühürlenmediği ve dışarıdan müdahaleye açık olduğu, dolayısıyla söz konusu puantajlara itibar edilemeyeceği, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tanık beyanı ile hesaplanıp hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği hâlde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/3744 Esas, 2024/4235 Karar; 2024/3745 Esas, 2024/4236 Karar; 2024/3746 Esas, 2024/4237 Karar; 2024/3747 Esas, 2024/4238 Karar; 2024/3748 Esas, 2024/4239 Karar ile 2024/3749 Esas, 2024/4240 Karar sayılı kararları ile, davalı Kurum tarafından sunulan kayıtlara değer verilerek, kayıt olan dönemler yönünden işe giriş çıkış saatleri dikkate alınmak suretiyle davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacakları belirlenmiş ve tarafların bu hususlara yönelik istinaf başvurusu kesin olarak esastan reddedilmiştir.

Bu açıklamalara göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kararları arasındaki temel uyuşmazlık, işçilerin günlük ve haftalık çalışma sürelerini gösteren elektronik kayıtların delil olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır. Her ne kadar; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince işe giriş ve çıkış saatlerini kayıt altına aldığı ileri sürülen elektronik sisteme ilişkin kayıtların zaman damgası ile mühürlenmediği ve dışarıdan müdahaleye açık olduğu kabul edilmiş ise de, yargılama sırasında düzenlenen teknik bilirkişi raporunda kayıtların zaman damgası ile mühürlenmediğine işaret edilmiş ancak kayıtlara müdahale edildiğine yönelik bir tespite yer verilmemiştir. Aksine raporda, PDKS sisteminde her çalışana sicili ile eşleşen bir giriş kartı tanımlandığı, sistem üzerinden çalışanın bilgilerinin takip edildiği, bu giriş kartı ile giriş çıkış yapılan kapılardan PDKS sistemine verilerin tarih ve zaman olarak kaydedildiği, bu sistemin 04.03.2016 tarihinden itibaren devreye alındığı, veri tabanındaki kayıtların zaman damgası ile mühürlenmemesi ile ilgili olarak yapılan piyasa araştırmasında bunun herhangi bir kamu kurumu ya da özel şirkette kullanılmadığı, nedenin ise bu işlemin kontör ile ücretlendirilmesi ve yüksek bir maliyeti olduğu, çalışanın giriş çıkış ve devam kayıtlarının tutulduğu belgenin veri tabanındaki kayıtlar ile aynı olduğu ifade edilmiştir.

Belirtmek gerekir ki elektronik kayıtlarda zaman damgasının olmaması, somut bir müdahalenin varlığı kanıtlanmadıkça, bu kayıtların çalışma sürelerinin belirlenmesinde esas alınmasına engel teşkil etmez. Müdahale edildiği kanıtlanamayan elektronik kayıtların aksi tanık beyanlarıyla ispat edilemez.

Somut uyuşmazlıkta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararlarına konu yargılama sırasında, davalı Kurum tarafından elektronik ortamda tutulan PDKS kayıtlarına müdahale edildiği yönünde somut bir delil ortaya konulmamış, müdahalenin varlığı ispat edilmemiştir. Bu hâlde söz konusu kayıtlara, salt zaman damgasının bulunmaması nedeniyle müdahale edilebilme ihtimalinden yola çıkılarak, itibar edilmemiş olması yerinde değildir.

Bu açıklamalara göre başvurusu konusu Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, elektronik kayıtlarda zaman damgasının olmamasının, somut bir müdahalenin varlığı kanıtlanmadıkça, bu kayıtların çalışma sürelerinin belirlenmesinde esas alınmasına engel teşkil etmeyeceği dikkate alındığında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarihli ve 2024/3744 Esas, 2024/4235 Karar; 2024/3745 Esas, 2024/4236 Karar; 2024/3746 Esas, 2024/4237 Karar; 2024/3747 Esas, 2024/4238 Karar; 2024/3748 Esas, 2024/4239 Karar ile 2024/3749 Esas, 2024/4240 Karar sayılı ilâmları doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır…” şeklinde gerekçe ile;

elektronik ortamda tutulan kayıtların bu kayıtlarda zaman damgası bulunmasa dahi, kayıtlara dışarıdan müdahalede bulunduğu iddia ve ispat edilmezse mahkemece delil olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

ESKİŞEHİR AVUKAT CANSU ÖNÇLER UYANIK

Web sitemiz’de çerezler kullanıyoruz. Bu, web sitemizi kullandığınız sürece çerez politikamızı kabul ettiğiniz anlamına gelir.